Titreşimini Yükselt Hayatın Değişsin – Kitap İncelemesi

Beynimizin, vücudumuzun titreştiği bir frekansının olduğunu biliyor muydunuz? Aynı şekilde dünyamız, canlı-cansız bütün varlıklarında bir titreşiminin olduğunu? Peki bunun hayatımıza etkisi nedir? Frekansımız yüksek olursa ne olur, düşük olursa ne olur?

Ayşe Tolga’nın “Titreşimini Yükselt Hayatın Değişsin” kitabını okudum. Kitapta şunlardan bahsediyor. Evrende her şey titreşim aracılığı ile iletişim kuruyor. Kim aynı frekansta ise olaylar, nesneler, kişiler onlarla iletişimde kalıyor. Frekansın düşük ise düşük duygu, olay, insanlarla, yüksek ise olumlu, pozitif şeyler, olaylar bir araya geliyor.

Daha iyi yaşam, daha iyi bir dünya için daha iyi düşünceler, olumlamalar gerekiyor. Değişim burada başlıyor. O düşünce seni nasıl hissettirdiğine bak, korku, hayal kırıklıkları, endişe varsa yanlış yöndesin. Sevinç, şefkat, neşe varsa yüksek titreşimde. Yani olumsuz düşünce ve duyguların düşük titreşimler ürettiği, olumlu düşünce ve duygularınsa yüksek titreşimler ürettiğini unutma!

Beynimizin yaydığı elektromanyetik dalgalar 5 ana frekansta olduğu tespit edilmiş.

  1. Delta Dalgaları (1-3 Hertz) = Derin uykudayken yayılan dalga.
  2. Teta Dalgaları (4-7 Hertz) = Hafif uyku halinde yayılan dalga.
  3. Alfa Dalgaları (7-11 Hertz) = Rahatlamış halde iken ve uykudan önceki safhada yayılan dalga.
  4. Beta Dalgaları (11-25 Hertz) = Beyin aktifken, uyanık halindeyken yayılan dalga.
  5. Gama Dalgaları (25-60 Hertz) = Öğrenme, anlama, zihnin zorlandığı halde iken yayılan dalga.

“İnsan bilinci kişiden kişiye değişen bir olgudur. Bilinç ise, düşünce ve hislerden oluşur. Biz her şeyi, işimizi, ilişkilerimizi ve çevremizdeki dünyayı kendimizle kişisel düşüncelerimizin ve hislerimizin ürettiği kendi enerji frekansımız içinde yaşarız.”

Başka bir kitapta okuduğuma göre de eğer Alfa dalgası seviyesinde kalmayı başarabilirsek, kararlarımız daha mantıklı olacak, daha huzurlu olacağız ve yüksek titreşimde olacağız aslında. Beta dalgasında işteyken, stres altındayken, olumsuz düşünme vs bunlar olabildiğinden düşük titreşime geçiş oluyor.

Kitapta her bir organın kendi frekansı olduğunu söylüyor. Ayrıca bedeninde bir enerji frekansı varmış. Bu frekans bir biyoelektromanyetik alan oluşturuyor. Amerikalı psikiyatr Dr. David Hawkins, evrenin frekansı ve insan ilişkisi üzerine binlerce araştırma yapmış ve “Hawkins Bilinç Haritası” adı verilen bir bir tablo ortaya koymuştur. Hangi titreşimde olduğunuzu bir sarkaç vasıtasıyla evde deneyebilirsiniz. Ancak açıklamalar uzun olduğu için kitabı satın alıp, oradan okumanızı öneririm.

Kitabın ilerleyen bölümlerinde dünya üzerinde uygulanan bazı çeşitli yöntemlerden bahsediyor. Ayrıca yedik içtiklerimizin titreşimleri üzerinde duruyor. Mesela;

  • İşlenmiş market gıdası: 0 MHz
  • Taze ürün: 10-15 Mhz
  • Kurutulmuş bitkisel gıda: 12-22 Mhz
  • Taze bitkiler: 20-27 Mhz
  • Soğuk presle elde edilen yağlar: 52-320 Mhz

Su da aynı şekilde PH’ı yüksek olan suları tercih etmeliyiz ki titreşim yüksek olsun.

Görüldüğü üzere ne kadar canlı besin, o kadar yüksek titreşim diyor kitap.

Kitap şu cümlelerle bitiyor; Titreşimini yükselttikçe istediğin gerçekliğin frekansına uyumlanır, sadece bu gerçekliği yaşarsın. Frekansın, yaşamının gerçekliğini oluşturur. Bu bir felsefe değil, fiziktir. Çünkü Tesla’nın da dediği gibi evrendeki her şey enerjidir. Enerji ise önce düşünceyi takip eder, düşünce inanca dönüşür, inanç ise gerçekliğini oluşturur. Gerçekliğin de kaderini şekillendirir.

Evet makalenin sonuna yaklaşırken, böyle bir gerçekliğin olduğunu artık biliyorsunuz. Yani aslında felsefe yazımda anlattığım Stoacılık felsefesini hayatımıza uygularsak yukarıda denilenler aşağı-yukarı gerçekleşiyor. Orada da herşey olması gibi, kaderine razı ol gibi, teslim ve tevekkülü işliyor aslında. Böylelikle titreşimin hep yüksek oluyor. Ne üzüntün ne kederin oluyor. Titreşimin yükseliyor, daha olumlu, daha mutlu daha üretken oluyorsun. Öğrenmek kadar uygulamak da önemli. Ne mutlu uygulayabilene!

Siz titreşim konusu hakkında neler düşünüyorsunuz? Aşağıya yorum olarak beklerim.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir