Kırtasiye İşi Kurmak

Kırtasiye, binbir çeşit ürünü barındıran, rengarenk ürünlerin olduğu, bir şehirde olmazsa olmaz dükkanlardan biridir.

Bir kırtasiye’de eğitim ile ilgili herşey olmalı. Müşteri aradığını bulabilmeli. Büro çeşitleri de olmalı. Aslında eğitim dışında herkesin kırtasiye ihtiyacı vardır.

En basitinden A4 top kağıt, okullardan tut, bürolar, işletmeler, ev haneleri, kamu kurumlarına kadar herkese lazım.

Kırtasiye açıp, kazanmak için kesinlikle nakit para ile çalışmak gerekiyor. Yani alırken kazanmak gerek. Yoksa peşin çalışan diğer kırtasiyeler sizden ucuza verebiliyor. Ve rekabet edemeyecek duruma geliyorsunuz.

Dükkanı okulların yoğun olduğu bir bölgenin kesişimi yerine açarsanız, müşteri yoğunluğu fazla olacaktır. Ara sokağa ya da okulun olmadığı bir yere açarsanız sıkıntı çekersiniz.

Kırtasiyecilik kolay olmayan bir iş. Sabah 08:00’den akşam 22:00’ye kadar müşteri bekliyorsunuz. Müşterinin ne zaman geleceği belli olmuyor. Bazen gündüz yapamadığınız ciroları akşam yapabiliyorsunuz.

Bazı sınav günleri daha erken açıyorsunuz. Mesela pazar günleri. Vatandaşın işi görülsün diye. Sınav yeri belgesi, kalem, silgi unutanlar için. Ve tabi emanet bırakmak isteyenler için.

Müşteriye güler yüzle hitap etmek gerekiyor. İndirim yapamayacaksanız bunu da aynı şekilde dile getirmek gerekiyor. Çünkü bir kere memnun olan tekrar geliyor.

İlköğretimde gelen çocuklar bakmışsınız lise sona kadar sizden alışveriş yapıyor. Ve sabit müşteri kitlenizi oluşturuyor bu durum.

Yeri geliyor indirimde yapıyor, yeri geliyor küçük hediyelerle sevindiriyorsunuz. Müşteri memnuniyeti çok önemli.

Dükkanın aydınlık olması önemli. Kimse karanlık bir ortamda gezmek istemez. Bu durum hem ürünlerin net gözükmesini sağlıyor, hem müşterinin hoşuna gidiyor.

Temizlik ve düzen çok önemli. Her gün düzenleme ve temizlik olmayınca bir süre sonra tozlanma, kirlilik ve ürünlerin her yerinde değişimler oluyor. Tertip düzen çok önemli.

Yenilik, yenilik, yenilik. Hep daha iyi nasıl olurdu diye düşünüyorsunuz. Ne kötü görünüyor onları düzeltiyorsunuz. Bir süre sonra yetmiyor, internet satışları için çeşitli pazar yerlerine kaydoluyorsunuz. Hatta kendi web sitenizi oluşturuyor, internetten payınızı almaya çalışıyorsunuz.

Pazarlama yeteneğiniz varsa kırtasiye ihtiyacı olan neresi varsa dolaşıp, kartınızı, broşürünüzü bırakmanız işlerinizin armasına yardımcı olacaktır.

Toptancıların fuarları var bir de. Sizi lüks bir otelde ağırlayıp, azıcık bir yüzde indirimi ile size lazım olmayacak ürünleri size satıyorlar. İlk kırtasiye açanlar ve daha çok deneyimi olmayanlar ilk başta uyanamayıp alışverişlerini yapıyorlar. Ne kadar ötelemeli alsanızda artık nasıl aldıysanız senet mesela bunla parasına para katıyor.

Siz malı teslim alana kadar belki bu senetle iki katı para kazanıyor. Belki çekiyor dolara yatırıyor vs. Bunun mantıklı olmadığını anladığınızda artık yoğurdu üfleyerek yemeye başlıyorsunuz.

Fuarlar Eylül ayından bir sene önce oluyor. Ve bir senelik mal çekiyor bazılarımız. Ama aslında nakit paran varsa ekim ayında ihtiyaçları nakit ödeyerek almak daha mantıklı olduğunu sonra anlıyorsunuz.

Araştırmaya başladıkça aynı ürünleri daha ucuza buluyorsunuz. Tabi ah-vah etmek için çok geç oluyor. Ama bundan sonra araştırmacı oldukça işler daha iyi olmaya başlıyor.

Dükkana mal satmaya gelen kişilerin kartlarını saklayın. Onlardan liste göndermelerini isteyen mail adreslerinize. Kim bilir belki daha ucuza kapatacağınız ürünler çıkabilir.

Varsa facebook gruplarına katılın. Diğer illerden kırtasiyecilerle arkadaşlıklar kurun. İletişimde kalırsanız büyük toptancıları bulursunuz belki. Belki başka kapılar açılır. Daha uygun ürünler bulursunuz. Belki birisi kırtasiyesini kapatıyordur. Tüm ürünleri satmak istiyordur. Hem ona hem kendinize faydanız dokunur.

Çevrenizdeki kırtasiyelerle iyi geçinin, bilgi alışverişi yapın. Hatta eksik ürünleri varsa yardımlaşabilirsiniz. Yanıma açtı, karşıma açtı diye düşünmeyin. Herkes ekmeğini bir şekilde yiyecek. Hem birbirinize müşteri yolladığınız olabiliyor. Onun için kendinize bakın.

Parası olmayan senetle çalışıyor. Gün geliyor. Senet parası toplanmıyor. Dükkana bir kişi daha ortak oluyor; Bankalar. Kredi çekip ödüyorsunuz senet vurulmasın diye. Çünkü vurulursa toptancı ürün vermeyi kesecek. Geri öderken faizini de aldığı için aslında tadı tuzu kalmıyor bu ticaretin.

Bu kısır döngü böyle devam ediyor. Borçsuz, senetsiz, faizsiz çalışmak için nakit ile kesinlikle çalışmak gerek. Yoksa gemi her zaman su alarak ilerliyor.

Kırtasiyecilik temiz, kârlı bir iş. Açmadan önce bütün bunları ayrıntılı düşünüp, lokasyonu güzel bir mekan açıp, nakit çalışılırsa kazanılan parayla evde alınır, araba da.

Sizin de eklemek istedikleriniz varsa yorumlarda yazabilirsiniz.

Herkese bol nasipler, hayırlı işler dilerim.

Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir